Cuma, Şubat 04, 2011

istanbul-alaçatı-ayvalık-bozcaada gezisi -1800 km


                                                         Alaçatı-Ayvalık-Bozcaada gezisi
                                                                       1800 km

Gezimiz ; ben ,Burak ve Erdinç olarak gerçekleşti. Motorlarımızla ,vurduk kendimizi yollara ,güzel yerler gördük,mutlu döndük.
Bu gezi ile ilgili tek mutsuz olduğumuz konu Alaçatı'nın pahalılığı oldu. Akla hayale sığmayacak pahalılıktaki bu minicik pek de bir özelliği olmayan beldemizde tek tavsiye edebileceğim ;  mutlaka rüzgar sörfü denemenizdir :)
alaçatı denen ve aslında köy olan bu yer,  tek bir sokaktan oluşuyor .  Restoran,cafe ve çoğu pansiyonun /otelin  bulunduğu sokak akşam olunca tam bir arı kovanı. Kaç kaçabilirsen, yada yürüyebilirsen. Bizim hatamız , kiraladığımız pansiyon odalarımızın tam bu sokağın üstünde ve ortasında olmasıydı..çok geç saate kadar uğultudan uyuyamadık. aman diyim arı kovanı sokağında kendinize oda tutmayın :)


bu fotoğraftaki sokağın ,  arı kovanı sokağın hemen ilk paraleli olduğuna uzun süre inanamadım.Arka sokaklarda köy yaşantısı aynen devam ediyor. Sanki o sokak turistik bir belde ve bambaşka bir coğrafyada,bu sakin sokak ise herhangi bir köyün sokağı. Insan ufak çaplı bir şok yaşamıyor değil. İşin acıklı yanı köylüler bu durumdan dolayı çok mutsuz. Kalabalıktan,fahiş fiyatlardan..bizzat konuşarak bunları duydum ve onlara hak verdim.

sol tarafta ,  meşhur Haşmet ağbi'nin Köşe Cafesi.







sağda görünen tatlıdan (limonlu pie) 2 tane +3 limonata = 52 tl ....

Alaçatının bizim için tek güzel yönü, harikulade sörf deneyimi oldu.Yüksek ısrarlarımla üçümüz de denedik.
Ben ve Burak oldukça hızlı öğrenerek rüzgarda salınmaya başladık ancak Erdinç bu işi pek sevmedi ki sörf tahtasını oturak olarak kullandı ve denizin ortasında etrafı seyretti .Bir ara sörf hocasını tehdit ederek tahtasını ittirttiğini gördük ama :)))
                                                                             Burak

                                          Erdinç (sırtı dönük, oturan ve melul melul etrafı seyreden)



ben..


Alaçatı sokağında (ki bence Alaçatı denen yer sadece 1 sosktan ibaret) standart restoran görüntüsü.



muhteşem pick up , arka fonda motorlarımız ve yola çıkmak üzere  hazılık yapan Burak ile Erdinç;


Alaçatıda eski yel değirmenleri hala ayakta, ilerdeki tepelerde ise Rüzgar gülleri sürekli çalışıyor..bu iyi :))


Alaçatıdayken günübirlik birde Çeşmeye gittik. Plajlarına baktık, keyiflendik...

ve BOZCAADA ...


Şu deniz..Fotoğrafta,  bu denizin gerçek rengi..


Boczaada sokakları ;

çamaşırlar yıkanmış , yıkanmış da bakın nasıl bir uyum içinde asılmış..gri çoraplar gri tişörtün üstüne, sarı çoraplar, sarı tişörtün üstüne ....helal olsun !


Bozcaadada, ben isyan ettim: ' Sadece siz mi motor keyfi süreceksiniz, hep artççı mı olacağım dedim, scooter kiraladım (adım : Scooty oldu) iki 1300 lük dev'in arasında benim 100 cc lik scooty ile adayı turladık, bu da sörften sonra bu gezinin unutulmazıydı benim için..

bu kask sadece kısa yol kaskıdır,hiçbir koruma kabiliyeti yoktur, KULLANMAYIN!

işte yan yana 3 motor nasıl görünüyordu ;)

ve birkaç foto daha ;

Bu alt fotoğrafta gördüğünüz arkadaşımız her sene gidin Bandırma feribotunun orada bunları satar. EvEt bu normal ama kendisi değil...Janti bey koydum adını..

Alaçatıda 1 gece açık hava sinemasına gittik, Karayip Korsanları 3..Filmin ortasında çıktık (FİLM SIKICIYDI) ..ama sinema, açık hava sineması olarak  fena değildi..


bu da Alaçanın birkaç güzelliğinden biri..arı kovanı sokağında, henüz kalabalık akın etmeden yakalayabildiğim bir restoran/cafe görüntüsü..


işte budur;

doğaya saygı,
hayvanlara sevgi
sevgiler
nihal

2 yorum: